Düşüncenin Yaratım Gücü

Düşüncenin Yaratım Gücü

Hepimiz gün içinde bir sürü şey yaşıyor, bir çok duygunun içinden geçiyoruz. Bu yaşadıklarımızı yorumlarken de bu olaylara objektif gözlerle baktığımızı düşünüyoruz. Halbuki iki arkadaş birlikte aynı sinema filmini izleseler bile film ikisinde de bambaşka duygular uyandırabiliyor. İzledikleri film aynıysa deneyimi farklı kılan ne?

Hepimiz bir kültürün, ailenin, çevrenin içinde büyüyoruz. Büyürken de farkında bile olmadan neyin kabul edilebilir veya kabul edilemez olduğuna dair doğru bildiklerimizin oluşturduğu bir referans noktası ediniyoruz. Kendimizi, başkalarını ve tüm hayatı artık bu referans noktası üzerinden görmeye başlıyoruz. Örneğin, çocuğunuz odasını toplamıyorsa ve bu sizi kızdırıyorsa, kızgınlığınızın ilk bakışta ona karşı olduğunu düşünürsünüz ama gerçekten öyle mi? Biraz daha derine indiğinizde “odasını toplaması gerekiyor” veya “sözümü dinlemesi gerekiyor” gibi bir düşünceyle karşılaşırsınız. Verdiğiniz tepkiyi oluşturan aslında bu düşüncenizdir.

Doğru bildiklerimizin içinde daha önce başımıza gelen olaylardan yaptığımız çıkarım ve genellemeler de var tabi. Eğer bir insan beni derinden incittiyse, dünyanın sevgisiz bir yer olduğu sonucuna varabilirim. Artık dünyaya baktığımda tüm kanıtlarıyla birlikte sevgisiz bir yer görürüm. Eğer hata yaptığımda öğretmenim çok sinirlendiyse sevgi ve saygı görmek için mükemmel olmalıyım sonucuna varabilirim. Ve hayat aslında doğuştan gelen hakkımı hissedebilmek için sürekli mücadele ettiğim bir süreç haline gelir.

Dünya ben ne düşünüyorsam o olur. Düşüncelerimiz her zaman yanlı olduğu için olanı olduğu gibi görmemize izin vermez ve o doğrultuda çarpıtır. Neticesinde oluşan duygunun gerçekliğini ise iliklerimize kadar hissederiz, çünkü düşünceye hayat üflediğimizde artık bizim gerçeğimiz haline gelir. Yeme problemi olan ve zayıflıktan neredeyse ölecek bir kadın bile aynaya baktığında kendini çok şişman bulabilir.

İşte bir düşünceye inanmanın etkisi bu kadar güçlüdür ve bizim tüm öznel deneyimlerimizin yaratıcısıdır. Nitekim perdeye yansıyan görüntü ve düşüncelerimiz arasındaki bağ o kadar görünmezdir ki kaynağı çoğu zaman gözümüzün ilk gördüğü şey zannederiz.

Düşüncenin yaratım gücünü görmenin en çarpıcı etkisi deneyimlerimizin dışsal faktörlere bağlı olmadığını fark etmemizdir. Nasıl ki kötü deneyimlerimizi şartlar yaratmıyorsa iyi deneyimlerimizi de yaratmaz. Dolayısıyla kötü hislerimizi iyiye çevirmek, iyileri arttırmak için dışarıyı değiştirmemiz gerekmediğini anlamak gerçek özgürlüktür.

Siz de isterseniz kendinizde bunu deneyebilirsiniz. Duygusal tepki verdiğiniz bir konuyu tek cümleyle yazın. Sonra bu tepkide haklı olduğunuzu kanıtlayan tüm nedenleri sıralayın. Bu şekilde arka planda inandığınız düşüncelerin görünmeyen bağları kendilerini daha net ortaya çıkarırlar.

Keşifte kalın,

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shopping Cart