wesley-tingey-KJgkqQcdynQ-unsplash

Dünya adil midir?

Hem erdemli bir insan olabilmek hem de kendimizi güvende hissedebilmek için bazı kalıplara inanma ihtiyacı hissederiz; “hayat adildir”, “iyiler kazanır” gibi…

Peki, böyle midir gerçekten?

Gerçekçi bakarsak, zihinsel gelişimi ile birlikte kendi şeytanı ile tanışmış olan insanın, içindeki birliği yeniden tesis edinceye kadar hem kendine hem de bir diğerine her türlü kötülüğü yapabilme potansiyeli olduğunu görebilir ve kabul edebiliriz.

Henüz sağlıklı sevgi ve güç algımızın olmadığı ve sonuç olarak herkesin iyiliğini doğal olarak gözetemediğimiz bir gerçeklikte ise, insanın bir diğerine yapabileceği kötülüğü ve hak ihlalini önleyebilmek ve dolayısıyla toplumsal yaşamda düzeni ve huzuru koruyabilmek için kaçınılmaz olarak inşa edilmesi gereken dışsal yapılara ihtiyaç duyarız.

İnsanın inşa ettiği dışsal yapı: Adalet sistemi

İnsan eliyle inşa edilen her sistemin başarısı insan bilincinin mevcut durumunu yansıtır. Örneğin, kurduğumuz adalet sistemi olması gerektiğini düşündüğümüz gibi işliyor olsaydı iyilik mutlaka kazanır, kötülük de mutlaka kaybederdi; ancak hiç de öyle olmuyor. Tam tersi, sistemin açığını kullanmayan, sistemin arkasından dolanmayan, işini görmek için yer altına inmeyen insanlara saf ve enayi gözüyle bakılıyor.

İdealdeki amaç herkes için adaleti sağlamak olsa da, sonuç nadir olarak öyle işliyor; çünkü sistemleri en nihayetinde “gücü” elinde bulunduranlar yönetiyor. Güçlü olanın ayrıcalıklarının ayağına basıldığında yok oluveren bir sistemden adalet beklemek de gerçekçi olmuyor.

Kurduğumuz her sistem ulaşmak istediğimiz yolda bize belli ölçüde hizmet etse de bize köklü bir çözüm sunamıyor. Biz naifçe sistemlere gereğinden fazla anlam yüklesek de, aslında tüm sorunlarımıza çözüm getirebilecek ideal bir sistem bulunmuyor; ve sonucu yaratan, en nihayetinde, toplumun ortak bilinci oluyor.

İnsandaki içsel yapı: İlahi adalet

Adalet sisteminden istediğini alamayan bir çok insan çözümü ilahi adalette arar ve hakkını yediğini düşündüğü kişinin cezasını ilahi sistemin vermesini ümit eder. Burada şöyle bir yanılgı vardır: insanın kurduğu sisteme dair suç ve ceza anlayışını ilahi olana yansıtmak. 

İnsanın inşa ettiği adalet sisteminde suç işleyen ve suça kurban giden olarak iki taraf varken; ilahi adalet sisteminde yalnızca kendinden sorumlu olma hali vardır. İlahi adalet, herkesin attığı ve atmadığı tüm adımların sonuçlarıyla illa ki yüzleşeceğini bilmekle ilgilidir. Bu açıdan, hayatın bir sorun olarak önümüze getirdikleri ceza değil, henüz anlayamadıklarımızı anlamamıza yöneliktir. Böylece, kurban için adaleti dışarıdan beklemek, suçlu için de adalet mekanizmasından kaçmak manasızlaşır.

Hayatın hepimiz için geçerli ve hepimiz için ortak bir amaca hizmet eden ilahi bir sistemi var. İnsanın mevcut bilinci henüz adaleti tezahür ettirecek kapasitede olmasa da, ilahi sistem arka planda herkesi gözetecek şekilde adaletli işliyor.

Güç algımızı sağlıklı hale getirmek

Sağlıklı bir güç algısına sahip olmayan insan, hayatı bir kurtlar sofrası gibi algılar ve daima kazanmak için oynar. Torpil, rüşvet, hırsızlık, yalan vb. araçları bir başkasının hakkını yeme pahasına kazanmak için kullanır. Diğer yandan “iyilik” kazanmakla değil, herkesin iyilik halini gözeterek yaşamakla ilgilidir.

Kendi özel hayatlarımıza baktığımızda da eminim sağlıksız güç algımıza dair irili ufaklı bir çok örnek bulabiliriz. Biz her gün, hepimizin bilincinde var olan ortak bir sorunun yansımasını deneyimliyoruz. Dolayısıyla, bu sorunu bir sistemle değil de ancak kendi bilincimizde yaratacağımız köklü bir dönüşüm ile çözebileceğimizi anladığımızda tanık olduğumuz adaletsizliklerle ilgili bir sorumluluk hissedebilir ve üzerimize düşeni yapmaya gönüllü olabiliriz.

Sonuç olarak, “iyiler kazanır” a inanarak iyimser veya “kötüler kazanır”a inanarak karamsar olmak yerine yalnızca gerçekçi olmaya ihtiyacımız var. İyiliği amaç edinmek kısa vadede ve görünürde her zaman “kazandırmıyor” olsa bile kendimizden sorumlu olduğumuzun farkında kalmak uzun vadede daima kazandırır.

Unutmayalım ki bu hayata henüz anlayamadıklarımızı anlamaya, doğru bir sorumluluk bilinci geliştirmeye ve içimizdeki ayrılığı yeniden birleyebilmeye geliyoruz.

Shopping Cart